
Neden ısıtıcılarımızı “işkence odasına” sokuyoruz?
Banyo için kullandığımız kızılötesi lambaların IP55 sertifikasına sahip olmasını sağlıyoruz. Teorik olarak bu, bu lambaların toza ve her yönden gelen az miktardaki suya karşı dayanıklı olduğu anlamına gelir. Ama dürüst olalım: Banyo sadece birkaç damla suyla ilgili bir yer değildir. Her duş alındığında banyo, yoğun buhar, aşırı nem ve ani sıcaklık değişimleriyle dolu bir ortam haline gelir.
“Standart” testlerin sorunları
Aslında, çalışma tezgahında yapılan basit bir sprey testi pek bir şey söylemez. Bu çok kolay bir testtir. Bir ısıtıcının gerçekten ne kadar dayanıklı olduğunu anlamak için nemli ve yüksek sıcaklık koşullarında testler yaparız. Amacımız, cihazın her bir çatlak ve boşluğuna suyun sızmasını sağlamaktır. Neden mi? Çünkü eğer lensin veya kablo girişinin contası hafifçe gevşekse, su içeri sızar. Bir kez su elektrik devrelerine ulaştığında paslanma veya kısa devre meydana gelir. Biz, cihazın müşterinizin tavanında bozulmasından ziyade laboratuvarımızda bozulmasını tercih ederiz.
Dengeyi bulmak
Bir cihazı su geçirmez hale getirmek, onu sadece kapalı tutmak kadar basit değildir. Bu durum aslında yeni bir sorunu beraberinde getirir: Isı. Eğer suyun içeri girmesini engellemek için ısıtıcıyı sıkı contalarla kaplarsak, aynı zamanda ısıyı da içeride tutmuş oluruz. Eğer hava akışını düşünmeden veya uygun soğutucular kullanmadan fazla derecede mühürleme yaparsak, elektronik parçalar zarar görebilir. Suyun dışarıda kalması ile ısının dışarı atılması arasında sürekli bir denge kurmak gerekiyor.
Gerçek dünyadaki güvenilirlik
Bir lamba, beş dakikalık bir sprey testinden sonra harika görünebilir; ancak altı ay sonra, yüzlerce duştan sonra hâlâ çalışabilecek mi? İşte bu yüzden bu tür yaşlandırma testlerine büyük önem veriyoruz. Plastiklerin ve kauçukların nasıl tepki verdiğini gözlemliyoruz. Kırılgan hale geliyorlar mı? Deformasyona uğruyorlar mı? Malzemeleri sınırlarına kadar zorlayarak, sadece bir kışı atlatabilecek değil, yıllarca sorunsuz çalışacak bir ürün elde etmiş oluyoruz.